Duyurular

  • 2016 "EVVEL ZAMAN İÇİNDE II" Arzu Karcı Kişisel Resim Sergisi SEPA Sanat - 06/03/2016



  • 20 Ocak - 16 Şubat 2016 tarihleri arasında SEPA Sanat bünyesinde gerçekleşecek olan Evvel Zaman İçinde II kişisel sergime tüm sanat dostlarını davet ederim.

    Sanat felsefecisi ve yazar Sn. Ümit Yaşar Gözüm'ün "Huzur Bir Düş Adasının Kıyılarında Gezinmektir - Arzu Karcı Resmine Bir İzdüşüm" adlı sergi kataloğu sunum yazısından bir alıntı...

    Arzu Karcı düşündeki dünyayı, güneşin yedi rengiyle boyamaya başladığında, insanın ve doğanın özünü anlatımcı (ekspresyonist) bir yaklaşımla aktararak içine çeker izleyiciyi. Resmi ruhuna işleyen bir ressamın, zarif sorgulamalarıdır. Eğer iyiyse bütün insanların özü, kötülük nereden gelir insan kardeşlerim diye sorar bütün naifliğiyle. Özü bozulmuş insanın, yaşanılabilir bir dünyaya ulaşabilmesi için, doğanın sessiz çığlığını işiteceği yepyeni  bir algıya ihtiyacı vardır.  

    Karcı, günümüz çağdaş sanatının ilerlediği dekoratif ve kavramsal yaklaşımın yapay ve kendini tekrarlamasının yarattığı tıkanmayı, endüstri çağının sanat alanı üzerindeki temel baskısı olarak algılayanlardandır. Oysa ressamımız, yarattığı bir düş adasının kıyılarına vuracak ve insanlığı yeniden özüne döndürecek huzuru yansıtmak ister tuvaline.  

    Aynı zamanda bir kurgu ressamıdır; resimlerine kurgulayarak başlar ve her objeyi kurgulayarak yerleştirir . Anlık fırça darbelerinin ve  kurgu dışı figürlerin yeri yoktur resminde. Metaforik olarak, romantizmin doğa ile insan sevgisini merkeze oturtan anlayışı, ressamın sanata yaklaşımında öne çıkar.  

     Mitolojik ögelerin resmindeki ağırlığı başlangıç çalışmalarına bağlı olarak daha da gelişmiş ve çeşitlenmiş olarak gösterir kendini. Eski Türk mitolojisinin kültürel ögeleriyle birlikte doğa ve hayvanlar esin kaynağıdır. Baş kahramanları kedilerin yarattığı coşku ve içsel duyguyu, hayvanlar alemini bir selamlama olarak görür ve yansıtır resmine. 

    Resim renkle ışığın, gölge ile aydınlığın dansıdır yansıtıldığı tuvalde. Kurguları gibi. Işığı yerinde kullanan Karcı’nın renklerle yarattığı aydınlık ve gölge, resminin can alıcı özeliklerindendir. Resminde ışık-ton karşıtlığını renk ve perspektif hakimiyetiyle güçlendirmesinden, bir modülasyon sevgisi olduğunu söyleyebiliriz.

    Her fırça darbesi, resim bittiğinde izleyicide bir denge oyunu oynadığı izlenimi yaratır. Öyle ki, bunu  eski Türk mitolojisinden günümüze ulaşan stellerdeki kadın yüzleriyle örtüşen, soyuta yakın gerçeklikteki kadın figürlerinde  görebiliriz...

    ...

    Küreselleşmenin farklı kültürleri baskı altına almasıyla ‘insani olan’ yok olmaya başladığında, insanın özü de doğa gibi bozulmaya başladı. Endüstri çağının  özellikle mimaride sergilediği donuk ve solgun renklerinin bağırdığı bir dünyada, estetik değer yaratmak ne kadar olası soruları sanatın gündemine düştü.

    Günümüz mimarisinin yarattığı soğuk mekan, renk ve hoyratlığı karşısında Art Nouveau ne kadar haklı. Bütün bu acımasız dönüşüme karşı aymazca tavır takınan kitle kültürü, on dokuzuncu yüz yıl sonu akımı olan Art Nouveau’nın tedavülde kalması gerektiğini ne de çok düşünür olduk. Bu bağlamda Karcı’nın son dönem çalışmalarındaki kıvrımların, bitkisel desenlerin, vitrayların ve altın renginin estetiğin dışına çıkmış günümüz kavramsal sanat anlayışına karşı bir tepki olduğunu söyleyebiliriz.

    ...

    Huzur: İçinde bulunduğumuz ‘yeni bin yılın  bir geçiş yüzyılı’nı içereceğini düşündüğü kompozisyonlarında; insanın özünde sahip olduğu ama kaybettiği yada bir yerlere gizlediği  saflığın, doğayla barışmasıyla birlikte yeniden ortaya çıkacağına, anlatımcı/ekspresyonist bir yaklaşımla izler düşmekte.  Ruhun aydınlanması ve tekrar kaynağına dönebilmesi için, insanın masumiyetini bulması ve doğa ile barışık olması bir ön şart gibi yansımış yaşamına ve sanatına.

    ...

    Arzu Karcı’nın sanat algısında spiritüel  kişiliğinin büyük etkisi var. İç dünyası ile barışık ruhunun, huzura kavuşmasını hedefleyen bir yaşam anlayışına sahip. Ruhçu/spiritüalist kurgulamalarını, özellikle kadın figürlerine çeşitli edim ve objelerle kazandırdığı anlamlandırmalarda buluyoruz.

    ...

    Karcı’nın ilk bakışta izleyiciyi Skolastik Çağ sanatından bir kesitin içerisindeymiş  algısına götürebilecek kompozisyonları, gerçekte Anadolu’dan eski Asya’ya ve Uzak Doğuya ütopik zaman dilimlerinden günümüze köken kültürün izlerini ve yolculuğunu kapsıyor.

    Doğa ile ruhun sonsuza kadar var olma çabası, mükemmelliğe erişerek ölümsüzlüğün kaynağı tanrıda birleşmesine kadar uzanabildiğine göre, Arzu Karcı doyumsuz yeni konulu çalışmalara imza atacağının işaretlerini veriyor sanat severlere."